SAYFA YÜKLENİYOR...
9. BÜLTEN
Tarih    :  09.10.2013
Toplantı Yeri    :  Best Westhern Khan Otel
Kulüp Toplantı No    :  939
Dönem Toplantı No    :  12
Üye Sayısı    :  26
Katılım Oranı    :  % 46
İlk gelen üye    :  İbrahim Öz
Son gelen üye    :  Mustafa Eren

Sevgili Dostlar,
Bulteni yazma görevini ustlendik ama bir müddettir bulten yazamadik. Bu arada araya Bayram, benim seyahat  vesaire girince bulten işi aksadı. Kusura bakmayınız.. 

9  Ekim toplantımzda müthiş bir konuğumuz vardı.Sayın Mustafa Özdoğan. Hepimiz zevk içinde dinledik ve çok etkilendik. Bu arada  konuşmacıyı huşu içinde dinlediğim için hiçbir not almadığımı fark ettim.Bültenci olduğumu tamamiyle unutmuştum. Dolayısyla Bülteni de hemen yazamadım. Allahtan Münciye aynı konuşmacıyı SKAL yemeğine de çağırınca bana gün doğdu. Not defterim kolumun altında toplantıya koşarak gittim. Böylece bizim toplantıdan aklımda kalanlarla Skal yemeğinde anlatılanlar harmanlandı,aşağıdaki Bülten ortaya çıktı. Umarım fayda sağlar..

Bugunkü konuşmacımız Mustafa Özdoğan.  CV sinde pekçok güzellikler yazılı ama bülten yazıcısına göre o bir fenomen ! Bizi çok etkiledi. Hepimiz bir silkindik ..Anlattıklarının hepsini aktarmama imkan yok. Dinlemek gerek. Elimden geldiği kadar notlarımı aktarıyorum ;

’Yaşamları değiştirin. ! Bizim söylemimizle Rotary’nin söylemi  tam da örtüşmüş’’ diye heyecanla başladı konuşmasına  Mustafa Hoca.. Yemekte otururken slogan bayrağımızı görmüş ve etkilenmişti. Sonra aynı heyecanla, gözlerimizin içine bakabaka anlatmaya başladı. Söyleyecek o kadar çok şeyi vardıki..

Kanser hastalığının ne menem bir illet olduğunu ve bizim bununla nasıl baş edebileceğimizi anlattı. Kanser deyince ilk akla gelen şeyi sorduğunda hepimiz olumsuz sözcükler sarfederek ‘çaresizlik’ düşüncesi etrafında birleştik. Hiç kimse ‘’ Kanser önlenebilir ve tedavi edilebilir bir hastalıktır’’ cümleciğini yapamamıştı. Hocanın anlatmak istediği tam da bu nokta idi.. Bu hastalık yok olmayacak, her an heryerde karşımıza çıkacak.Kaçışımız yok.

Önleyebilirmiyiz,  önleyemediğimizi tedavi edebilirmiyiz??

Mustafa  Özdoğan  2004 yılına kadar kendi hekimlik hayatında bu konuyu derinlemesine düşünmediğini ama çok sevdiği  Mustafa  (Samur) hocasını kanserden kaybedince anladığını ifade ederek onun hikayesini bizlerle paylaştı.  Mustafa Samur lösemi hastasıydı. O  yıllarda Kemikiliği merkezi yoktu. Kalkıp Amerikaya gittiler ,250.000 usd paralar yatırıldı ama son dakika hastane bir 50.000 usd daha istedi , ödenmediği takdirde hiçbirşey yapılamıyacağını söylediler. Mustafa Özdoğan ve beraber gittikleri ekip şaşırıp kalmışlardı. Hastanede sevgi, şevkat, hasta psikolojişi gibi değerlerin esamesi okunmuyordu. Bulup buluşturup 50.000 usd daha ödendi, Mustafa Samur ameliyat oldu döndüler. Ama uzaktan bu tedavinin takibi çok zordu. Hem maddi hem manevi. Kanser hastalığının tedavisi hastanın yaşadığı yerde olmalıydı. Çünkü hasta böyle can sıkıcı ortamda tedavi olduğunda risk artıyordu. İşte o günler Mustafa Özdoğan hocanın dönüm noktası oldu.Antalya Onkoloji Derneğini kurdular arkadaşları ile birlikte. Onkoloji hastalarının yatacağı bir klinik yoktu.1300 M2 lik Kemoterapi Sanat Merkezini kurdular. Kliniği hastane havasından çıkarıp resim atölyesi havasına soktular. Hastanın eline bir fırça vererek onlara daha neşeli bir ortam sağlamaya çalıştılar. Kemoterapi üniteleri çoğunlukla karanlıkta olur, ilacın ışıktan zarar görmemesi için. Ama hastanın da karanlıkta olmasına gerek yok ! O halde ilacı ışıktan koruyan ama hastayı gün ışığında tutan projeler yapmak gerekti. Akvaryumsuz proje olmaz dediler ve akvaryum yaptılar. 30 adet Kemoterapi Ünitesini sevgi ile hastalarına dokunarak yarattılar. Bu arada Mustafa Hoca Akdeniz Üniversitesinden 2 yıllık izin istedi. Çünkü bunları Üniversitesi ile yapamamıştı, geçici bir sure ayrılmak zorundaydı.Şu an da bu işleri  Med Star Memorial Hastanesinde yapıyor.

Kanser hastlarına herşeyden once sevgi ile yaklaşmak ve onlara dokunmak gerek felsefesini güden 25 Öğretim Üyesi arkadaşı ile birlikte 30.000 M2 lik güzel bir proje hazırladılar. Finans işinde tıkandılar.Halen uğraşmaktalar.

Mustafa  Hoca Antalya’nın tam da bir tatil ve tedavi cenneti olduğunu vurguladı. 5 yıldızlı dünya kadar otelimiz var. Neden bunların bir köşesinde Kanser Tedavi Merkezi oluşturmayalım?? Önce kendimizi etrafımızı ve tüm insanlarımızı bilinçlendirmeli ve eğitmeliyiz.  Kanser hastalığının tedavi sürecini daha zevkli daha sosyal hale getirmeliyiz. Kanser tedavi merkezlerinde korolar, tiyatrolar yapmalıyız.

 Unutmamız gereken şudur ;

1)Önce Kanserden korunma konusunda bilinçlenme. Beslenme alışkanlıkları, sigaranın yaptığı korkunç zararlar konusunda bilinç yaratma, vb konular. Toplumumuzu sigara içmeyen bir toplum haline getirmeliyiz. Akciğer Kanseri dünyanın en büyük belasıdır.Kolon kanseri  de çok sık rastlanan bir türüdür.

2) Erken Tanı önemli.  Örneğin , 20 yaşındaki her  hanım ayda bir kez kendini elle muayene yapmalı,40 yaşındaki her hanım  da yılda birkez Mamografi yaptırmalı .

3)Erken tanı ile tedavi edilebilme şansı yüksek o halde bu hastaları tekrar yaşama döndürmek mümkün !!

Önce inanmak gerek.Hastanelerinde 170 kemik iliği ameliyatı gerçekleştirmişler. Trombosit bulmakta zorluk çekiliyor. Bu konuyu daha etraflı öğrenmemiz gerekiyor. 

Hocamız pek çok konuya daha değindi ama özetle sonunda şu cümle ile bitirdi.

Gelin Antalya’yı Uluslararası kanser Tedavi Şehri haline getirelim !!

 

Mutlu ve Sağlıklı Günler Dilerim

Asuman Tarıman

Bülten Sorumlusu

 

 

 

 

 

 

ULUSLARARASI ROTARY BAŞKANI
2430. BÖLGE GÜVERNÖRÜ
ASPENDOS ROTARY BAŞKANI
DÖRTLÜ ÖZDENETİM
MUTLU GÜNLER
  • Deniz Kayacan 1 ekim doğumgünü
  • Derya Kayacan 3 ekim doğumgünü
  • Elvan Yılmaz 7 ekim evlilik yıldönümü
  • Soner Yiğitalp 8 ekim doğumgünü